Oyunlarımız

Düdüklüde Kıymalı Bamya

80 sonrası örgütlü ve katı devlet baskısıyla bireyler sindirilip, daha önce karşı çıkılan kavramlar, büyük bir uysallıkla kabul görmeğe başlamıştır. Moda güzelleri, sanatçı olur, arabeskler gönüllerde taht kurar, mafya babaları, maçolar, saygın ve toplum değerlerini belirleyici hale gelirler. Akılcı, bilimsel düşünce yerini; kaderci, fallı, büyülü çözümlere bırakır. Televizyonda bilgiçlik pazarlayan programlar, pembe diziler evlerde kol gezmektedir. Ekonomik denge bozulmuş, açlık sınırında yaşayanların sayısı artmıştır. Insanlar sorumluluk yüklenmek istemez bir haldedirler. Kısaca, bayağılık, çok bilmişlik, emeksiz kazanma, yolsuzluk egemendir. Iste günümüz Türkiye’sinde, her günün birbirinin aynı geçtigi, buram buram sıradanlık kokan bir eve, kaybolan değerlerin aynası gibi olan Fahrettin Bey getirilir. Bu tatlı adam; Fazilet, Aynur, Inci ve Hamiyet’in, alaturka ve alafrangalık arasında nasıl sıkışıp, kaldıklarını hemen farkeder. Onlarla iletişimi, en iyi bildiklerini sandığı konu üzerinden kurmaya çalışır. „Iyi bir yemek, iyi bir demokrasiye benzer. Fahrettin Bey, kısa sürede, bir şey üretmeyen, hiç bir şeyi yetkinlikle başaramayan bu ev kadınlarının, kendileri ve toplum için, nasıl tehlikeli bir silah haline geldiğini anlar. Evin kızı Nilgün, arkadaşı Uğur ve evde çalışan Cemile dünyalarını kendi pencerelerinden sorgularlar. Uğur’un anlatıklarından, içimizde bir ümit ışığı belirir, çünkü o adeta yitirdiğimiz değerlerin aynası Fahrettin Bey olmuştur karşımızda. Bu bizim, Baydur’un soyut tiyatroya yaklaşan oyunlarından olan„ Yangın Yerinde Orkideler“ den sonra sergilediğimiz ikinci oyunu. (Kitapçık, pdf dosyası 3MB)

Bir Garip Aksam
Garip siiri adini, Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat’in 1941′de birlikte yayimladiklari “Garip” adli siir kitabindan alir. Bu genc sairler, Cumhuriyet öncesi Divan Edebiyati geleneginin yeniden canlandirilma cabalarina karsi cikarak dili ve konulari herkesce anlasilabilir, yalin bir siir tarzini savunmaktadirlar. Bir zamanlar Garip sairlerinin ekseriya ugradigi söylenen bir parkta oturan adamin hayalinde, son okudugu kitabin etkisiyle bir fotograf canlanir…

Yangin Yerinde Orkideler
Herseyden, en basta kendisinden bikmis bir “adam” gecenin bir saatinde sehrin iyice kenar ve tehlikeli bir semtindeki limana gelir. Burada once Nuri, daha sonra da Neriman’a rastlar. Bu yeni tanidigi insanlar adamin bunalim icindeki ruhuna iyi gelir. Bu arada para babasi Necati Bey, sevgilisi Modaci Nurcin, dalkavugu ve Halkla Iliskiler Muduru Nezih ile; bir degisiklik, bir macera yasama umuduyla ayni yerer gelirler. Iki gece boyunca karsilasan bu insanlar arasinda atismalar, cekismelerle dolu bir diyalog baslar. Adam, Nurcin’in; Neriman, Nebati Bey’in ilgisini cekmistir. Son gece de Nurcin, liman’da tekrar digerlerini gormek ister. Nezih, ona boyle birilerinin olmadigini, anlattigi eski bir filmi hatirladigini soyler. Nebati Bey de onu onaylar.

- Nezih ve Nebati Bey mi, yoksa Nurcin mi gercekleri soylemektedir?
- Adam tekrar yasam sevinci bulabilecek midir?
- Nuri kimdir, anlattiklarini ne zaman, nerede yasamis olabilir?

Istasyon Tiyatro Iletisim, gercekle olaganustu arasindaki sinirin cok ince birakildigi “Yangin Yerinde Orkideler“‘i, Umut Sinan Zor’un seyircinin oyunla olan baglantisinin kesilmeden, izleyenlerin yanitini kendisinden vercegi, gercek bir soru isaretinin kalmasina ozen gosteren rejisiyle, sahneye tasidi.

Serap Sadak
Kadinlik Bizde Kalsin
Oyunumuz, Adem’in once yaratilmaktan gelen ustunlugune Havva’yi inandiramamasi uzerine, Havva’nin esit sorumlulukta insanlik ailesini uretme teklifini kabul etmesi ile baslar. Bu dayanisma yeryüzünde erkegin; dayatma, denetleme, övgü getirmeyen isleri kadina yuklemesine, yâni erkek egemenligine donusur.

Erkek bu konumunu surdurebilmek için, aklini araç olarak kullanarak sartlari belirler, kural disina savas açar. Kadin ise kavgayi ve savasi kural disi saydigindan aklini egemen degerler terazisinde tartima sunmaz ve “akli kisa” damgasini yer.

Oyunumuzda, bu perspektifin urunu olan klise kadin tipleri ve toplumumuzun yuzeysel duygusallik içinde yenileme, yaratma, uretme yerine, kaliplasmis hantallik, gelenekseldeki bayatlik, geçmisteki kahramanlik hikâyeleri içinde donup durusu, kara mizahla sorgulanmaktadir… Serap Sadak

Meterix
‘Welcome to my world, welcome to Met(e)rix’ diye baslar tek kisilik show’una genc arkadasimiz Mete Tiril. Ve sizlere, sayin seyirciler, geriye yaslanmak, Mete’yi, “Ufakligin” hareketlerini ve “Mete’nin Melekleri”‘nin dinamik Met(e)rix-Dans”ini izlemek kaliyor.

Simdiye dek Hamburg’ta boylesi gorulmemis. Misafir oyuncumuz esprili, zaman zaman mustehcen, ve yani sira sadece komik. Evet, ustaca anlatiyor bizlere kendimizi, “Turk Insani”ni Mete. Ve adamin dili durmak bilmiyor! Tabii, repertuvar genis: bizleri tas devrinden alip cehenneme kadar goturur. Ve bu arada tuvaleti kullanmanin, aya ucmanin, hatta kiskanc kocalardan kacma tekniklerinden bahseder o…

Taze ve cesaretli bir calisma. Mete ile tiyatromuz doldu, tasti, kahkahalara boguldu. Basarilarinin devamini diler, yine bekleriz! mb

Hadi Öldürsene Canikom

Oyun, bir apartmanın bodrum katında, birbirlerine “tutunarak” yaşayan iki dul, yalnız, yaşlı ve kentli kadının hikayesidir. Kah kavgaya tutuşurlar, kah büyük bir sevgi ile sarılırlar birbirlerine ve iki can yoldaşı olarak “yaşayıp giderler”… Yalnızlıklarını, yaşlılıklarını, geçmişlerindeki yaşanmamışlıkları paylaşan bu iki kadından, 68 yaşındaki Siyen, ölmüş general kocasının anılarını anlatıp durur, 72 yaşındaki Diha ise kendisine başka başka erkeklerin adıyla “gönderilen” aşk mektuplarıyla avunur.
Gazeteler ve radyo haberleri, kendisini Havagazı Memuru olarak tanıtan, ardından evine girdiği yalnız yaşlı kadınları öldüren “genç ve yakışıklı bir erkek” ile ilgili bir haber vermektedir. Bu haber iki kadını korkutur ama bir yandan da duygusal yanlızlıklarını tetikler. Bu erkeği özlemle beklemeye başlarlar… Sonunda Havagazı Memuru gelir. Ancak bu gelen, gerçek bir Havagazı Memurudur. Yaş haddinden emekli olmuş, yevmiyeli olarak çalışmayı sürdüren bu adamla, kısa bir an için “hayattan zevk alma oyunu” oynarlar. Kısa ama hakiki bir zaman diliminde, üçü de mutlu olacaktır.

Kadıncıklar

Oyunumuz, 1983′lerin Ankarasinda, Hayriye Masali’nin, uc kadin calistirdigi genel evinde gecmektedir.

Oyun genel evdekilerin yeni gune uyanmalariyla baslar. Once musteriler derken oyleye dogru Hayriye gelir. Sermayelerin daha cok musteri toplamak icin ikaz eder. Mehtab’in isine son verildigini soylemesi icin Apo’yu gorevlendirir, cunku Mehtab’in yerine yeni bir kiz gelecektir.

Ilerleyen saatlerde musteri sayisi artar. Bu arada Sitki da gelmistir. Inci odasinda oldugu icin karsilasmazlar. Inci ile Parlak’in arasinda sicak bir yakinlasma dogar. Inci ona dost olmasini teklif eder. Gece sonunda Hayriye hesap almak icin gelir. Mehtap yine is yapmamistir, kizginlikla onu evden kovar.

Erstesi gun gitmek uzereyken Sitki gelir. Inci’yi oldurmek ister. Inci’nin arkadaslari Sitki’yi etkisiz hale getirip, Bekci’ye teslim ederler.

Herkes sevinc icindedir… Bu mutluluk surecek midir? Ve iste “yeni kiz”‘da gelmistir… SS

* Evcilik Oyunu
* Aynalı Aynasızlar
* Başbakan Deli mi?

© Copyright İstasyon Tiyatro İletişim • Powered by Wordpress • Using Detour theme created by Brian Gardner.